Varlık

Uzunca bir süredir okuyorum Varlık dergisini.İlk gençlik yıllarımda okuduğum edebiyat ve kültür dergileri arasında o zamanki farklı boyutuyla ilgimi çekerdi.O dönemlerde tutkunu olduğumu söyleyemeyeceğim.Düzenli ve sürekli olmasa da farklı yayınları takip etmeyi arzu eden,daha çok çeşitlilik peşinde koşan bir okuma düzenim vardı.

Kendi alanında öncülüğü hiç bırakmamasından,hep beklediğimden fazlasını bulduğumdan bağlılığım giderek perçinlendi.Diğer birçok basılı yayın ve dergi gibi artan maliyetler nedeniyle zor günler geçiriyor olabilir. İnanıyorum ki,benim gibi düşünenlerin düzenli okumasıyla hep yaşayacak, sadece dijital ortamda kalmayıp canlı canlı baskı olarak bizlere ulaşacak.

Ne yalan söyleyeyim,bazı aylar seçilen konu başlığı çok ilgi alanımda olmayabiliyor.O zaman herhalde okuyacak daha az şey bulacağım Varlık’ta bu ay diye düşünüyorum.Bu durumda dahi okumaya başlayınca bilgi ve fikir veren,zihin açıcı,doyurucu içeriği,yazıları beni fazlasıyla memnun ediyor.

Bugün Mart 2022 sayısı elimde.Konu başlığı: “Bireyin yeni sahnesi:Sosyal medya”.Muhteşem bir konu ve hemen herkesi yakından ilgilendiriyor.

Hızlı bir ilk inceleme sırasında Feyza Hepçilingirler makalesinden alıp paylaştığım metin ne kadar güncel,hele gençler,evlatlar için…O kadar kuvvetli anlatımlar oluyor ki çok işe yarıyor, bazı konular nasıl ifade edilebilir diye düşünmeye gerek kalmıyor,referans yerine geçiyor.İyi ki varsın Varlık ve umarım hep var olacaksın.

“Arkadaşlar”

Özellikle sosyal medyanın yaygın kullanımı,insanların kendi ses ve görüntü kayıtlarını oluşturmaya ve paylaşmaya başlamasıyla birlikte dinleyici-izleyici kitleye “arkadaşlar”diye hitap edilmesi alışkanlık haline geldi.

Hitap edilen kitlede herkesin arkadaşı olma ihtimali zor.Tahminen dinliyor, izliyorsa aynı paydada buluşmuşuz anlayışıyla “arkadaşlar” deniyor ya da bazıları öyle yapmış, diğerleri hoşa gittiğini düşünerek devam ettirmiş,”arkadaşlar” demek artık bir refleks halini almış.

Hayır efendim.Dinliyor-izliyor diye arkadaşın değildir.Sadece merakına yenik düşmüş olabilir.Ancak o kadar çok kullanılıyor ki mümkün olsa sadece oraları biplemek veya izlemek yetiyorsa sessize almak düşünülebilir.

Sayın dinleyici,sevgili izleyici v.b fazla resmi denilirse hitap etmeden de konuşulabilir.

Dinleyici-izleyici arkadaş değil, olmayı da düşünmeyebilir ama şu çok önem verilen tıklanma sayılarına katkıda bulunduğu kesin.O yüzden biraz daha fazla özeni hak ediyor.Hem yeterli özen gösterilirse gerçek arkadaş olmak da mümkün olabilir.

“Arkadaşlar”

Beceriksiz tekno

Adını anmayalım,hizmet aldığım bir şirketi iki gün sonra bitecek uygulama kullanımını uzatmak için aradım.Şu anda yapamıyoruz,çift fatura çıkabilir,iki gün sonra süreniz dolunca arayın diyerek işlem yapmadılar?!…

Bunu telefon,internet teknoloji hizmeti veren kimine göre iletişim devi bir şirket diyor.Bu arada,operatörün yetersiz bilgi ihtimali düşünülerek farklı zamanlarda üç kez deneniyor,hepsinden aynı sonuç alınıyor.

Müşteri arıyor,ayağına geliyor,üstelik iptal değil,uzatma istiyor,anında işlem yapacak sistematiği kuramadığı için geri çeviriyor.

Buna beceriksizlik,iş bilmezlik denebilir, günümüz koşullarında düpedüz salaklık diyen çıkabilir,ne dese haklıdır.Ben mi ne yaptım? Ayıp ettim.

Savaş barbarları

Dünya savaş çığırtkan ve barbarlarına teslim.Sürekli iktidarda kalıp hatta bunun için usül değiştirip emaneten verse bile koltuğu en kısa sürede geri almak için ne gerekiyorsa yapan güç zehirlenmesine maruz kalmış,şahsi bekaasını savaşmakta gören ruh hastaları hakim oldukça dünyanın başı beladan kurtulacak gibi gözükmüyor.

Daha çok insan bu rezalete karşı çıkıp sesini yükselttikçe öyle ya da böyle değişeceğini ümit edelim.Bununla mücadele ederken bedel ödemeyi göze alanlar tarihteki yerlerini alacaktır. Savaşkan diktatörler ise tıpkı geçmişteki ağabeyleri gibi nefretle anılacak.

Soru şu: Savaş çığırtkanlığı ile mücadele edebilecek halk yığınları ve bunu yönetebilecek zihniyet var mı ? Günümüz dünyasında maalesef sayıca yeterli gözükmüyor.O nedenle ortalığı boş bulanlar rahatlıkla at koşturuyorlar,savaş naraları atabiliyorlar. Hatırlamaları gereken ise kendilerinin de ölümsüz olmadıkları.Göçüp gittikten sonra nefretle anılma ihtimalini göze alacak kadar gözü dönmüş soysuzların cezasını allahtan önce bir şekilde insanlığın verebilmesini umalım ki şu ahir ömrümüzde biz de esenlik ve barış dolu günler görelim.

Savaş barbarları

Pikap

Güya hiçbir şeyi atamam.Dededen kalma öyle kirli çıkı bir tarafım var.Bazen esip gürleyip sıkı bir temizliğe giriştiğim olur.

Yanı sıra,az da olsa kıymet bilemediğim, kaybettiğim veya nerede kaldığını hatırlamadığım eşyalar olmadı değil.

Bir tanesi,belki eşi benzeri bulunmaz, hatta kasasında isim yazılı bir pikap. Şimdi yeniden piyasaya çıkanları her gördüğümde içim sızlıyor.

Kaybettiklerimiz hep daha değerli.Bu sebepledir ki evde kasetçalar ve yüzlerce kasedi hala barındırıyorum. Pikap ve plak akibeti olmasın diye.Onlar da kıymete binmek için atmamı bekliyor gibiler…

Pikap

Mezarlık reklamlı mutlu belediye

Halkın gözüne girmek için hiçbir fırsat kaçırılmamalı anlayışı olmadık işler yaptırıyor.

Doğal olarak mezarlık yapımı,bakımı, düzenlenmesi insanlar için önemli ve bu hizmeti almak,bunun için bir şeyler yapıldığını bilmek rahatlatıcı olabilir.

Ancak,şahsen belediye başkanı olsam, belediye halkla ilişkiler v.b konumum olsa böyle kokteyl daveti gibi mezarlık temel atma töreni duyurusunu hele ki gülümseyen bir suratla yapmazdım.

Sonuç olarak,mezarlık hazırlanıyor diye insanların içi rahat edebilir ama bunun üstelik davet tadında bağıra bağıra yapılması normal dışı bir ruh hali ve akıl tutulması işareti. Bazı işler sessiz sedasız,reklamsız,gösterişe kaçmadan, derinden yapılmalı,sadece yeri sırası gelirse bahis konusu olmalı.

Güleç başkan,işbilir belediye,mezarlık dolunca mutlu olur,gurur duyar ve bunu da bir davetle gündeme getirir mi acep diye düşünmeden edemiyor insan.

“Belki içimdeki şarkı bitmiştir.”

Şiir dünyası için karanlık günler yaşıyoruz. Sina Akyol’u kaybetmenin üzüntüsü sardı günü. En son Varlık dergisi Ocak 2022 sayısındaki röportajından üzerini çizdiklerimi paylaşıyorum anısına…

“Artık şiir yazmak istemiyorum,içimden gelmiyor şiir yazmak”

“…belki içimdeki şarkı bitmiştir.”

“Bir çocuğun doğumunu yazmaktan pek de farklı bir şey değil ölümü yazmak.”

” Adın yazılı çelenkte / Hoş geldin // Biraz daha kal / toprağımla konuş // İyidir toprakla konuşmak / acısını alır insanın / sağaltır.”

“Kimi şiirlerin biraz karamsar,biraz kederli” olması şiirin normali değil midir?

Sanki yakında öleceğini biliyormuş gibi. Kapalı şiirlerin şairi sade şiiri değil,hayatı da kapattı. Sade kendi için değil,biraz da bizler için.

“Belki yarın güzeldir”

Belki yarın güzeldir

İsmi,kendi gibi güzel şarkı:
“Belki yarın güzeldir”
Umuda ve pozitif mesajlara ne kadar çok ihtiyacımız var.
Kızıma söylemek geldi içimden,tam da şurasında:
“…ne güzelsin bak,ay ne güzel
gülüşün tüm dünyaya bedel
bu hayatta bir şansın var
onu da alalım,hadi gel…”

Doğan görünümlü Şahin

Yeni model Şahin marka araç çıkarmanın ardında yatan fikir ne olabilir?

Bu araçlar çok kaliteli,vazgeçilmez değil. Ancak,temsil ettiği kullanıcı kesimi yaygın olarak bilindiği üzere milliyetçi muhafazakar bıçkın delikanlılar.

Devir bizim devrimiz demenin bir başka şekli. Siyah ayakkabıya beyaz çorap giyip eline tesbih ağzına sigarayı tutuşturup sol kolunu açık pencereden tesbihi de gösterecek şekilde sarkıttın mı işlem tamam.

Şahin modellerin üretilip satıldığı dönemde biraz daha kalite arayışından Doğan markası çıkmış,hatta Doğan görünümlü Şahin’ler piyasayı tutmuştu. İkisini temsil eden kitlenin farkları konusunda bilgim yok,o kadar vakit harcamaya değer mi emin değilim.

Artık yaşam algıya teslim olduğundan böyle aslı olmayan,başkasına benzeyen,tam benzediği gibi de olamayan,iki arada bir derede araçlar,aynı tip insanlar için biçilmiş kaftan seçimler.

Daha palazlanmışları yeni çıkacak olan “yerli ve milli” markayı bekliyor olmalı. O da ayrı bir statü göstergesi olacaktır. Onun algısı için öneri ek olarak başa takke ve badem bıyık olabilir.

Yazı,üretilecek “yerli ve milli” elektrikli uzay araçları için vatandaş profili çizerek devam edebilirdi,onu da elektrik fiyatlarında yapılacak olası “bindirimi takip eden göz boyama indirimi” sonrasına saklayalım.

Doğan görünümlü Şahin

Siyasal pazarlama

Siyasilerin ve özellikle belediye başkanlarının aşırı sahiplenme duygusu içeren konuşmaları,tanıtım çalışmaları kuvvetli bir bağdan ziyade zihinlerdeki yanlış zihniyeti işaret ediyor. Antalyam,Konyaaltım v.b ifadelerden bahsediyorum.

Böyle bir aidiyet vurgusu çok itici. Şehir,kasaba,mahalle,ülke şahıs veya grup malı değil.Herkese ait.Bugün seçildin diye senin veya senin önderliğinde birilerinin değil.Yarın olmayabilirsin,seçilmeyebilirsin.

Yanı sıra,otobüslerde,kavşaklarda, bilboardlarda koca koca harflerle belediye başkanı ismini,fotoğrafını görmek zorunda değiliz.Kamuya açık alanlarda şahıs-isim pazarlamasına gerek yok.Yeni yapılan yol ve kavşağın başına dikilmiş belediye başkanı fotoğrafı,koca harflerle yazılmış “caddenizi güle güle kullanın” pankartlı komik,antipatik mesajları görüyoruz.

Adını ezberletmek,yüzünü unutturmamak istiyorsan işini iyi yap,sahici ol,halkla direkt temas fırsatlarını kovala.Ortak yaşam alanlarında ismini,fotoğrafını içeren koca pankartlarla görüntü kirliliği yaratma.