Spotify 2022 özet

Tadında istatistik zevk verir,ışık tutar,işe yarar.
Bazen boku,püsürü,kılı,tüyü,gereksiz şeyleri bir sürü istatistik yapıp çok abartıyorlar.
Ama bu güzel,sağ ol Spotify.

Yerel evrensel

Bu toprağın ürettiği müziği seviyorum.
Karşılığı paylaşılan yaşamın içinde var.
Sesin yanığı,başka türlü etkili,türküsü, şarkısı,ezgisi,duygusu,coşkusu,hüznü, ruhda bıraktığı her şey,hayali değil, tıpatıp yaşamın ta kendisi.Bu benim,ben buyum dedirten ortak hasletlerin dili.
Evrenselleşenlere eyvallah.O da var,o da bizim toprak ama biraz daha uzakta,tebrikler ulaşanlara,yerelden evrensele,evrenselden yerele,kısacık devasa bir yolculuk bu sonuçta.

Allah’ın sopası

Hayat çok enteresan.
Allah’ın sopası yok denir ama galiba var.
Elinde olsa ülkenin tüm kadınlarını çarşafa sokmaktan geri durmayacak bir idare/irade sırf para ve ekonomi uğruna, savaştan kaçıp gizli/açık kendine sığınan komşu ülkenin kışın bile baldır bacak cıbıl gezmekten geri durmayan insanlarına göz yummak,tamah etmek durumunda kalıyor.Özellikle slav ırkının ülkeye gelişi sürdükçe din,iman,kadında türban görüşünü savlayan muhafazakâr kesimin nasıl tepki vereceğini gözlemlemek ilginç olacak.Gelenleri görerek kadınlarımızın makul etek boylarına,saçlarına,pantolonlarına takıntı yapmaktan vazgeçer, normalleşirler diye umalım.

Öte yandan,bu tür göçlerin kalıcı nüfus değişikliklerine yol açmasıyla birlikte orta vadede “ari” ırkımızın neye dönüşebileceğini düşünmek ciddi bir beyin egzersizi gerektiriyor.Bir yandan arapların,diğer yandan slav ırkının istilasına maruz kalan ülkede zamanla ilginç bir insan karışımı ortaya çıkabilir diye düşünmek garip karşılanmamalı. Kendini zaten ve hep dünya vatandaşı olarak görenler için mevzu olmayabilir ama kafatasçı aşırı milliyetçiler açısından durum nasıl değerlendirilir, meçhul.

Gizli saklı canlı yayın

Yayınlanan spor karşılaşmalarında en dikkatimi çeken şeylerden biri takım oyuncularının konuşurken sürekli ağızlarını elleriyle kapatmaları oluyor.

Bunun artık bir refleks olarak yapıldığını sanıyorum. Yoksa söylenen her şeyin gizli,saklı veya ayıp olma ihtimali bu kadar yüksek olamaz.

Ne olur yani,örneğin bir sporcu rakibine veya hakeme serzenişte bulunacak şekilde bir şeyler söylüyorsa? Ellerini kapadıkları her zaman kötü söz söylüyorlarsa doğru düzgün bir şey konuşmuyorlar demektir. Yok,söyledikleri gizli saklı olup da başkaları tarafından izlenmesin kaygısıyla böyle yapılıyorsa bu kadar gizliliğin yayınlanması ironik değil mi?

Ezber bozmak zeki ve cesur insanların işi. Ezberlenmiş şeyleri tekrarlamak ise korkak kuklaların. Sporla uğraşan profesyonellerin birçoğunun çok zeki olmadığının bilincindeyiz de bu kadar korkak olduklarını düşünmemiştik.

Acı bana :)

Sofradaki acı biberlerden seçip babaya yedirmek koca bebelerin son eğlencesi.
Yaşı gereği hayata meydan okuma çağındaki oğul falanca milyon liraya acı biberlerin tümünü ağzıma atıp atamayacağımı sorarken,sağlığı kaybetme pahasına o tür şeyler yapmayacağımı söylediğimde,bu sefer gizli zeki kız “seni en iyi doktorlara götürürüz” diye ara gazı veriyor 🙂 Anlaşılan o ki kalan ömrün büyük kısmı (evin içinde bile) hayatta kalma çabasıyla geçecek.

Yüzleşme

cumhuriyet diye diye/doksan dokuza eriştik/demokrasi estek köstek/yüzü nasıl kutlayacağız
ÇOK ÖNEMLİ//
özgürlüğü riske ederek mi/yoksa özgür irademizle/özgürlüğü seçerek mi
BURASI ÇOK ÖNEMLİ//
türk milleti/doksan dokuz yüz arası/özgürlük ve demokrasi ile/yüzleşecek
AMAN HA,ÇOK ÖNEMLİ //
koruyup kollayalım demokratik cumhuriyeti/sahiplenelim seçimleri/dikkatli verelim reyleri
ÇOK ÖNEMLİ//
cumhuriyet kutlu olsun demekle/bitmiyor vatandaşlık görevi/hakka,hukuka,adalete,
demokrasiye sahip çıkmak
ÇOK ÖNEMLİ.

Ânı yaşamak

Hayatım boyunca hissettiğim eksiklerden biridir ânı yaşayabilmek. Hep bir gelecek düşüncesi,bundan sonra ne olacak fikri ile yaşamışımdır.

Bu sadece kaygı içermeyen,yaşanan andan sonrasına odaklı sorular, düşünceler içeren bir ruh hali,yaşam şekli.Yapı olarak plancı olmaktan kaynaklanan,çok da kaçılamayan,zaman zaman terbiye edilir gibi olsa da çoğunlukla öze intikal edilen bir durum.

Geçenlerde üniversiteye hazırlanan kızımla sohbet ederken kendisini seneye bu zamanlar nerede gördüğünü sorduğumda verdiği cevap hem güldürdü,hem de bir parça rahatlattı.

“Bilmiyorum gari,biz ânı yaşıyoruz” cevabındaki anlayışı umarım hayatı boyunca ilke edinir,tabii ki geleceğiyle ilgili yeteri düzeyde plan yaparak,onu da düşünerek ânın tadını çıkarır.Çok mutlu eder bu beni,babasının yapamadığı bir şeyi gerçekleştirmiş olur.

Akıllı telefon kitaba karşı

Neden hemen herkesin elinde telefon var da örneğin kitap yok ya da elinde kitap olanların sayısı çok daha az?

Bilinen sebepleri var.İnsan kendi de bu duruma maruz kalmaya başlayınca samimiyse doğru açıklamaları bulabiliyor.

İlk akla gelenler dışında bir açıklama da şu: Elinize aldığınız kitabı,özellikle tavsiye üzerine aldıysanız veya inceleyip ön bilgi sahibiyseniz içinde neler olabileceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz.

Bu açıdan akıllı telefon ve içindeki uygulamaları görece çok daha fazla oranda sürprizler sunuyor ve bu günümüz insanı için telefonu çok daha çekici kılıyor.Hele ki içinde kitap dahil yerine geçebilecek bir çok şeyi de barındırdığı düşünülürse sonuç sürpriz sayılmaz.

Benim evrilen anlayışım şu: Mühim olan okumak,araştırmak,ufuk açmak, öğrenmek. Bunu ister klasik anlamda kitapla yap ister günceldeki araç ve uygulamalar ile. Önemli olan yapabilmek ve vakti verimli geçirebilmek.

Yokluk ekleri

Hani konuşuluyor ya ayrışma, ötekileştirme,birbirini dinlememe, anlamama v.b kavramları,çoğumuz şaşırıyoruz artık bu kadar da olmaz diyoruz.

Her ne kadar aynı topraklarda yaşasak, aynı havayı solusak,aynı suyu içsek de insanlarımızda düşünce sistematiği anlamında çok büyük farklar var.Örneğin,din ile uyuşturulanların, modern yaşamı; modern yaşamı benimseyenlerin dini hassasiyetleri anlaması düşünce yapıları itibariyle neredeyse mümkün değil. Birbirlerinin beyninin yıkanmış olduğunu düşünmenin ötesine geçilemiyor.

İster maddi olanak farkları deyin,ister kültürel ve etnik çeşitlilikten dem vurun,ister üzerinde hemfikir olunmuş iyi işleyen bir eğitim sistemi olmamasından kaynaklandığını savlayın,insanlarımızın düşünce dünyaları birbirini anlamaya yatkın ve niyetli değil.

Kendi inandığına,bildiğine tapan,diğerini anlamaya çalışmayan,başka bakış açısıyla düşünmek için kendini zorlamayan,uygarca tartışamayan, bırakın yapmayı düşünüp hayal bile edemeyen bir güruhun hoşgörü göstermesi,kendini başkası yerine koyması,illa kabullenmesi değil ancak asgari müşterekte uzlaşması nasıl mümkün olacak? Bunu aydın geçinenler yapamazken,halkı kim doğru yönlendirecek,verimli bir sonuç almak üzere halk bunu nasıl başaracak?

Bizde aydın bir şehir adı,hoşgörü sade kendine yontulan bir kavram,uzlaşı ise içi boş bir dilek olarak kalmış. Plan,plansızlık;çözüm,çözümsüzlük;yol, yolsuzluk;hak,haksızlık;düzen, düzensizlik olmuş.

Başaramayan gitmeli

Ülkeyi yönetenlerin ekonomik olumsuzluklarla ilgili savları,aslında kendilerinde kusur olmadığı,dış güçler ve genel dünya ekonomisi nedeniyle durumun bozulduğu şeklinde.Zeytinyağı gibi üste çıkmakta ustalar.

Pekiyi,madem siz bunu önleyecek kadar güçlü,etkili,başarılı değilsiniz,bu millet sizi niye seçsin? Kendi kendinize tatmin olun diye seçilmiyorsunuz ki,iç-dış bütün etkenlerle mücadele edilmesi,her şeye rağmen halkın iyi yaşamasını sağlamak üzere seçiliyorsunuz.

Bunu yapamadıktan sonra nerede kaldı yönetim,nerede kaldı liderlik?Yapamayan gider,gitmeli,bu kadar basit. Ülke kimsenin tapulu malı değil,milletin bunu anlaması gerekir,tek bir kişinin veya bir güruhun beceriksizliğine, ihtirasına mahkum olunmamalı.