Sonunda biri çıkacak,bunun kitabını yazacak diye bekliyordum. Popülasyonu bu kadar yüksek bir konuda farkındalık şart.Tanıtım yazısında değinildiği gibi bir erkeğin yazması beni şaşırtmazdı. Kavram feminen bulunsa da erkeklerin bunu da kadınlara bırakmaması sürpriz değil. Şaşırtan,konuya hakim olduğu bilinenler,yaşam tarzı olarak kabullenenler durmaksızın icraata devam ederken,girişimin tanımadığım bu yazardan gelmiş olması.
Her şey bitti.Giden gitti.Üşüyen dondu. Sakat kalan şükretti.Ölen öldü.Kalan sağlar unuttu,unutacak.Bir kısım günahkarın ettiğini bir kesim halk çekti.Bedeli ödemesi gereken değil, masumlar ödedi.Yenisine kadar ortalık yatıştı.Hep böyle olmuştur.Sonra tekrar eder.Böyle gelmiş,böyle gider. Erzincan,Gediz,Gölcük,Van,Elazığ,Maraş. Aynı sonu paylaşır.Acı dinmeye yüz tutunca para kokusu öne çıkar.Risk alınır.Önlem alınmaz.Kader denilir. İlim,bilim denilmez.Dua edilir.Kabul edilmez.İnsanoğlu ya da insan görünümlü…Senin kendine ettiğini sana kimse etmez.
Sevdiğim insanları kaybedince, güce gitmesin,müzik dinliyorum ve dinlerken kaybettiklerimin bana eşlik ettiklerini, benimle dinlediklerini düşünüyorum. Dinlediğim müzik seçilmiş değil,denk gelen oluyor,ancak öyle denk geliyor ki sanki yukarıdakinin çalma listesi var ve halimi bilip gördüğü için uygun olanı karşıma çıkarıyor. Böyle oldukça bu alışkanlık devam ediyor,devam ettikçe de teyit ediliyor her seferinde. Yaşarken ruhumu sağaltan müzik, kayıpların getirdiği acıya da deva oluyor.
Milli yas ilan edildi. Süresi doldu,geçti,bitti. Öyle mi? Neden hala şarkı söylemek,dinlemek gelmiyor içimizden? Dünyaya ait hiçbir şey neden zevk vermiyor? Bir sonraki depremde yıkılıp yıkılmayacağından hiç emin olamayacağımız yeni binaları dikince tekrar mutlu olacak mıyız? El ele,göz göze,koyun koyuna göçüp gidenlere giydiremediğimiz bir kefen kadar değeri olacak mı avemelerinizden aldığımız giysilerin… Onlar ayıp örtmek için giyilecek hesapta, hiçbir ayıbı örtmeyecekler oysa. Ayıp üstte başta değil,akılda,gönülde,yüzde, suratta… Kusuru olmadığına inanan yüzsüzler yine çıkıp oy isteyecek,vade ve indirim ile baş üstüne dam diye ıstırap örenler malzemeden çalacak,şu dünyada başımı sokacak bir mekanım oldu diye sevinenler ne zaman altında kalacağını bilemeyecek,gün geçecek,herkes mutlu geçinecek. Ta ki bir sonraki yıkıma kadar. Aşka,yare,sılaya,memlekete,isyana, adalete,kadere hemen her şeye türkü yaktık. Ne yaptıysak kendi kendimize yaptık. Bin kere oldu,bin kere ders almadık. Alır mıyız artık? Zor!… O zaman bari türkülerle gömün beni.
Kızının elini bırakamayan babanın üstündeki yük,enkaz altındaki kızın yükünden çok. Maalesef,göçüp giden yavrumuz yükü hissetmiyor artık,melek oldu,kanatlandı. Baba? Ömür boyu taşınacak bir yük sırtlandı. Ne kolu kaldı ne kanadı. Milletçe ağlamaktan gözbebeklerimiz kanadı. Biz gördük,o yaşadı fotoğrafı. Öyle keskin öyle naçar. Çaresizliğin fotoğrafına zemin hazırlayanlar o babanın yükünü sırtlanmadıkça O yükün altında ezildiklerini görmedikçe biz Bir daha bir dahasının önüne geçmedikçe Yok bir faydası.Biliniz.
Ortaçağda olsa büyük sükse yapacak, modernleşememiş,inancın üzerine bilgiyi ekleyemediği için kulaktan dolma söylentiler üzerine kendince felsefe inşa etmeye çalışan kindar ve aslında zavallı bir anlayışın modern çağda bu kadar itibar görmesi esasen demokratik anlayışların beklentileri karşılayamamasının ve onu yürütecek vizyon,hümanizma ve yetkinlikte kişilerin öne çıkamamasının sonucudur. Kendi kendini yok eden bir demokrasi,otokrasiye davetiye çıkarıyor.
Üzerinden bir ay geçti. Hala Arjantin’in dünya şampiyonu olduğu maçı,penaltı atışlarını ve o sırada oyuncuların, tribünlerin durumunu gösteren videoları izliyorum,çoğu zaman gözlerim yaşarıyor.Dünyada haksızlığa uğramışların,iyi yönetilemediği için zorluk yaşayan halkların,dünya zevklerinden mahrum kalanların,hep bir varoluş mücadelesi içinde yaşamak zorunda bırakılanların diğerlerine üstünlük sağladığı zamanki tepkileri ve duyguları ne kadar yoğun ve insanca. Bunun dışavurumu sırasında ortaya çıkan taşkınlıkları bile anlayabiliyor insan.Yanı sıra,zaferini edebiyle, başkasını rahatsız etmeden ama doyasıya yaşayanları görünce umut doluyor insanın içine.Arjantin,bu açıdan dünyanın mağdur yüzü ve bu acımasız emperyalist düzende mağdurların da şampiyon olabileceğinin kanıtı.Ara sıra zafer iyi geliyor.Bu zafer dünyayı on yıl idare eder.
Güzel şarkılarımız oldu bizim,öyle şanslı bir gençlikti bizimkisi.Rap batağına düşmeden her sözü,notayı anlar, iliklerimizde hissederdik. Artık insan kılığında dolaşanları anlayamıyoruz,nerede kaldı söz ve müzikleri anlayalım. Böyle düşünüyoruz diye ben gibiler için ayrılık rüzgarı esmeye başlamış diyenler olabilir. Biz gidebiliriz,kuşağımızın şaheserleri hep hatırlanacak,biz de gururlanacağız. İyi bir dünya bırakamamış olabiliriz bizden sonrakilere ancak bu çok güzel eserlerimiz olduğu gerçeğini değiştirmez.
(Ayrılık rüzgarı/Alpay) Dün gece içtim kadehler dolusu yine sensiz Dolaştım sokaklarda,ıslak kaldırımlarda Gözlerime yaşlar doldu, soğuk bir rüzgar okşadı yüzümü Ayrılık rüzgarı,tanıdım onu ıslak nefesinden Allahım,bilmem neden geldi bunlar başıma Birden bire kapıldık ayrılık rüzgarına Oysa hayat akıp gider sanki bir şey olmamışcasına Güneş de doğuyor gülerek umutsuz yarınlarıma Bir ayrılık şarkısı dolaşır dillerde,seven gönüllerde Sevgilim,ellerin artık tutmayacak ellerimi Boşuna arayacak gözlerim gözlerini Kim bilir,belki de bir gün unutacaksın aşkımı ve beni Bense hep seni sevdim,unuttum gözlerinde gözlerimi Bir ayrılık şarkısı dolaşır dillerde seven gönüllerde
Halkın düz evrak işlerini yapması için alınacak memura sınav yapılır ama halkın kaderini etkileyecek siyasi kararları oylamak üzere parmak kaldıracak milletvekilleri için “yeterlilik” sınavı yapılmaz.Sahte,uydurma evraklar ve sahici torpiller yeterli görülür. Çünkü onlar partide öngörülen düzeni garanti altına almak için itaat etmek üzere ayrıştırılanlardır.Asıl amaç,halkı temsil etmek değil,partiyi ve mümkünse ülkeyi bağlı olduğu düşünce sistemi çerçevesinde yönetip öyle düşünmeyenleri ezmek,yok etmek;bu arada kendi düzenini kurmak ve dümen suyunu korumaktır. Buna karşı çıkacak dürüst kişiler az sayıda varsa da sistem onları içinde barındırmaz,dışarı atar. Uzunca bir süredir esas sorun ise hakim anlayıştaki kişilerin halk için elini veya işaret parmağını değil,orta parmağını kaldırma niyet ve iradesinde olması,öyle oldukları bilinip anlaşılmasına rağmen değiştirmek için davranmayıp daha fazlasını hak ve elde edemeyeceğini düşünen korkak,cahil çoğunluk tarafından mevcudu koruma uğruna bunun görmezden gelinmesidir.