Metro

Metroya sahip olmak bir gelişmişlik ve medeniyet göstergesi.Onu kullanmak ve alışkanlık edinmek de bireysel olarak gösterilebilecek medeni bir davranış.

Yurt dışından gelen misafirlerimizi hep özel araçlarla,taksilerle sağa sola götürme çabası içindeyken geçenlerde bir misafirin niye metro kullanmıyorsunuz sorusuna muhatap olunca ben de kendimi gözden geçirmek zorunda hissettim.

Önceden yok veya yetersiz denilebilecek metro hatları özellikle İstanbul’da artık hatırı sayılır derecede gelişmiş durumda. Kullanım alışkanlığı oluştuğunda zaman ve para olarak ciddi tasarruf sağlayabileceği ortada.Belki en yoğun saatlerde kalabalık ve onun doğurduğu rahatsızlıklar olabilir ama değer.Belki metroyu kullanan yurdum insanı aynı medeniyeti temizliğine,oturup kalkmasına,iniş binişte başkasına gösterilecek önceliğe ve saygıya yansıtırsa hayat bayağı kolaylaşır.

3S

Sosyal medyadaki paylaşımlar doğal olarak insanın ilgi odaklarını ele veriyor. Hayat nasıl geçiyor,bizleri neler etkiliyor anlamak için ipucu oluyor.

Şahsen benim kıstasım olumlu,olumsuz etkilendiğim,bende iz bırakan,etkileyen şeyleri dile getirmek,kendi adıma not düşmek ve merak eden için işaret etmek.

Bu açıdan farkettim ki 3S benim için çok önemli.İkisi sevgi ve ilgiden,biri kaçamamaktan.Sanat,Spor ve Siyaset.

Sanatın hemen her dalı ruhumu besliyor, ilgimi çekiyor.En başta müzik,şiir,tiyatro. Spor çok yapamasam da hep yaşamımda. Kaçınılmaz futbol,ilk aşk voleybol, hayranlığım basketbol,çocuğum tenis. Siyaset kaçamadığım,hayatın bir parçası,yaşantının inşası,başın belası.

Sanat,spor ve siyasetle örülü bir hayat, iyisiyle kötüsüyle;tatlısıyla,acısıyla güzeldir,yaşamaya değerdir.

Şehir yalnızlığı

Çok sevdiğim,uzun uzun dinlediğim albümler için yaptığım bir şeydir,şarkı isimlerini içerecek şekilde albümle ilgili metinler yazmak…
2017 yılında “Şehir Yalnızlığı” albümü için yazmışım bu satırları,halâ dinlerim o albümü.

Anca,Markiz ve Nevizade sokağında yaşadığımız aşk bozumu bizi şerbetli bir şehir yalnızlığına itse,naralar atarak son göz ağrım olduğunu söylesem ve şakası yok,seni sevmeyi sevmiyorum desem de ölmek var dönmek yok…Yaşamaktan ve sevmekten.”

Siyaset

Memlekette siyaset ile ilgili görüş açıklamanın,fikir yürütmenin,etraftan yararlanmaya veya etrafa faydalı olmaya çalışmanın bir işe yaramadığı defalarca test edilmiş olduğundan, bundan böyle direkt siyaset ile ilgili konuşmamaya ve görüş açıklamamaya karar verdim.

Doğal olarak,siyaset hayatın her aşamasında,alanında var,ondan tam kaçış yok,kaçmaya da gerek yok.Ancak, falanca kişi filanca parti v.s düşünmeden kaçılamayacak alanlarında mecburen bulunup diğer alanları yok saymak bu ülkede yaşayanların akıl sağlığını koruyabilmesi için artık şart.Çünkü,akıl ile izah edilebilecek aşamalar çoktan geçildi.Körü körüne yandaşlık,çıkar ilişkileri,siyaseti ele geçiren dini söylemler,benmerkezcilik,siyaset için değil bireysel varoluş için yapılanlar benim gibi düşünenlerin siyasetten tamamiyle soğumasına yol açtı.

Tüm dostlarıma da tavsiyem odur ki zorlansalar da günlük siyaseti hayatlarının önemli bir parçası haline getirmesinler,merkeze koymasınlar, kaçabildikleri kadar kaçsınlar, yakalandıklarında kaçmak için fırsat kollasınlar,günlük hayatlarına devam edip kendilerine küçük sevinç ve mutluluk kaynakları üretmeye çalışsınlar.En azından günlük siyaset normalleşene kadar diyeceğim ama o da bizde zor olduğundan ömür boyu tavsiyemdir.

Zehiri dışa akıtmak

İnsanın kendisiyle ilgili doğru tespitlerde bulunması çok önemli.Kendini tanıması, ne yapabileceğini ne yapamayacağını ayırt edebilmesi,huyunu suyunu doğru değerlendirmesi hayatı çoğu zaman daha kolay,zevkli ve yaşanası kılan özellikler.

Şahsen bir çok konuda kendimi tutmaktansa dışa vurmayı tercih eden biriyim.İçimde tuttuğum zaman bana hayatı zehir edecek,kararsız kaldığımda içim içimi kemirecek durumlarda her zaman dışa vurmak,aktif davranmak,ön almak,bazen duruma göre tabiri caizse zehiri dışa akıtmak çok rahatlatır,aksi davranışlarda bulunmaya çalışsam da çoğu zaman başarılı olamam.

Bazen bu durum insanı yanlış kararlar almaya,aceleci davranmış olmaya, pişmanlığa,patavatsız bilinmeye itebilir ancak zehir dışa akmıştır ya onun verdiği rahatlığa değer bütün bunlar.

Bunu doğallıkla birleştirmek mümkün olduğunda dürüst,güvenilir,samimi,özü sözü bir kişi olarak bilinmeye kadar götürür işi.Cümle aleme tavsiye ederim. Yararını çok gördüm,zarar verdiği olmuşsa da yararı kadar yoktur.

Seçim

Canlar ilk defa oy kullanacak.Normal şartlarda ailemin hiçbir ferdine oy ile ilgili konuşmam,telkinde bulunmam. Yirmi küsur yıllık eşimin hangi seçimde kime oy verdiğini bilmem,kendiminkini de söylemem.Siyaset evin içine giremez bizde.Bu sefer durum farklı.

Buralarda yaşayacaksak,bu toprağa yatacaksak,gözümüzden sakındığımız evlatların geleceğini düşüneceksek susmak,yol göstermemek olmaz. Anlatırım,açıklarım,kararı sahibine bırakırım.Bu ne rahatlık diyen olursa, armut dibine düşer,merak etmeyin derim.Tabii tersine işleyen sözlerimiz de yok değil.Daha geçen can arkadaşımla konuşurken dedik,mum dibine ışık vermiyor diye… Ya çıkıp da gölge etme başka ihsan istemem derlerse.Kendim ettim,kendim buldum demesinler diye bu seçim kuvvetli telkin var.

Doğruya, güzele, özgürlüğe, eşitliğe, sevgiye yönlendirmeyen yanlışa, çirkine, esarete, kayırmaya, nefrete yol vermiş olur.Onu yapamam,o kadar da rahat olamam.

Tşk

Kerameti kendinden menkul plaza insanımsıları,meramını yabancı dilde ifade ederken kendi dilini başka amaç için kullanıma saklayarak kendileriyle tşk geçme şansını bizlere bahşettikleri için her türlü tekdiri hak ediyorlar.

https://youtu.be/rQEJixZYrYk

Benmerkezcilik

Doğrusu bu ya hiç yakıştıramıyorum seçim yarışında adayların birinci tekil şahıs ile kurdukları cümleleri…Hele ki kibriyle nam salmışlara alternatif olduğu savıyla aday olanlara. Aslını yaşatıyorlar, o yüzden tam bir fark yaratamıyorlar.

Onu yapacağıM,bunu vereceğiM,şöyle edeceğiM,böyle başaracağıM. Ne zaman anlayacağız,idrak edeceğiz,halkı ilgilendiren,halk için yapılacak işlerin bir ekip,organizasyon işi olduğunu,tek bir kişi tarafından yapılan şeyler olmadığını? En azından YapacağıZ, edeceğiZ deyin,nedir bu bireysellik merakı?İktidarında,muhalefetinde “ben” öznesi, biraz taltif,ilgi görünce şişen egolar.

İşin başı,lider önemsiz demiyorum ama onun da halkı yapılacak işlerin öznesinin ekip olduğuna inandırması gerekir. Yoksa,amaç Ahmet yerine Mehmet gelsin, biraz da o şişinsin değil ki.

Denebilir ki halk böyle anlıyor,bu prim yapıyor,bu işliyor.Doğrusu neyse onu yapmak gerekmez mi? Halkı bilinçlendirmek de politikacının görevi değil mi?

Politikacısı ben der,yöneticisi ben der, sıradan insanı ben der,her fırsatta, her ortamda ben-ben-ben denirse nasıl biz olacağız?