Yazdıklarımı okudum

O kadar mutluyum ki gönlümdekileri,aklımdakileri göçüp gitmeden kayıt altına aldığım için.

İçimden dökülenlerin bir kısmının kendiminde farkında olmadığını öğrenmek bu mutluluğu daha da katmerlendiriyor.

Bir hoş seda bırakmak değil mi yaşamın amacı? Söylenenler tatlı da olsa acı da kalan hep güzeldir,özeldir.

Allah kısmet ederse daha yaşarım ama gözüm açık,gönlüm dolu gitmemeyi garanti altına aldığım için mutluyum.

Önce okudum,sonra yazdım,sonra yazdıklarımı okudum. Tüm yazdıklarımı yaşamadım ama yazarken yaşamış,okurken yaşatmış gibi oldum.

Yeter bana.

http://anchor.fm/cenk-levin-gu00fcrcan

Sivil itaatsizlik

Sivil itaatsizlik yerinde kullanıldığı zaman en zalim yönetimleri dize getirebilecek bir uygulama.

Bireysel olursa korku ve ceza ile sindirilebilir,ancak organize sivil itaatsizlik ile o şekilde baş etmek kolay değil.

Geriye şu kalıyor.İtaatsizlik sebebi mutlak haklı olunan bir unsura mı dayanıyor? İnsanca yaşam hakkı, özgürlük,bağımsızlık,haksızlığa karşı durmak v.b

Öyleyse yürü,hatta uç,kim tutar seni?

Polis

Okuduğum bir kitapta polis için akrostiş yapılmış,düşündüm,tüm özellikleri tam olarak içime sindiremedim.

Zeki olmasına kim itiraz eder,onurlu olmak tartışılmaz,lekeli birini polis diye düşünmek bile istemem.

Mesleğe ve gereklerine itaate itiraz edilmez ama itaat sözcük olarak iç gıcıklayıcı bir iticilik barındırıyor.Hele ki zamanımız (beyaz) Türkleri için…

Yine mesleğe ve kurallarına sadakat anlaşılır ama özellikle kişilere körü körüne sadakat soru işareti.

Polisin özellikleri bu olmalıysa ancak yüzde altmışı tartışmasız kabulüm.

Takım olmak

Futbolda Afrika Uluslar Kupası final maçını izledim.

Bir yanda tümü Avrupa’nın kalbur üstü takımlarında oynayan Senegal,diğer yanda birkaç oyuncusu dışında kendi ülkesinde oynayanlardan kurulu Mısır.Merak ettiğim aynı kulüp takımında oynayan,bu maçta rakip olan Salah ve Mane’nin nasıl performans göstereceği idi.

Seksen küsur dakika zor dayandım.Ne yazık ki ortada futbol diye bir şey yoktu.Final müsabakalarının çoğunlukla tatsız tuzsuz geçmesi beklenen bir şeydir.Kaybetme baskısı oyunu etkiler.Ancak,bu kadar kötü ve zevksiz bir final maçına şahit olmamıştım.Güncel olarak dünyanın en iyi futbolcularından olduğu söylenen Salah ile Mane vasat bile değildiler.Kaza golü olmazsa maçın penaltılara gideceği çok belliydi.Sonunda biraz daha gayretli olan Senegal penaltı atışlarıyla kazanmış.

Takım sporlarında bireyler tabii ki önemli,ancak takım olunamadığı zaman onların da etkisi sınırlı kalıyor.Bu final maçı bir örnekti.Jurgen Klopp ve ekibinin Liverpool’da yaptıklarının değeri,takım olabilmenin önemi bir kez daha ispatlanmış oldu.

Takım olmak

Tante Rosa

1976 yılında henüz 40 yaşındayken aramızdan ayrılan Sevgi Soysal’ın sadece adı nedeniyle bile merak ettiğim eserlerinden biri.

İronik bir anlatım,okunması gereken insanlık/kadınlık halleri ve değişik bir üslup.

Daha uzun yaşasaydı kim bilir neler üretecekti diye düşündüren bir yazar Sevgi Soysal.Erken kaybettiklerimizden.

Tante Rosa bir kere okumakla yetinilmeyecek bir kitap.Daha iyi anlamak,satır aralarını keşfetmek ve daha fazlasını duyumsamak için…Birbiriyle bağlantılı 14 kısa öyküden oluştuğundan okuma kolaylığı var.Ben gibiler için biraz dikkat kesilerek ve hatta her öyküyü iki kere okuyarak devam etmek daha uygun.

Öz geçmiş söz kalmış

Yaş itibariyle artık öz geçmiş hazırlama dönemi geçti.İhtiyaç olsa,klasik yaklaşımdan uzaklaşıp kısaca aşağıdaki uygulamalardan isim aratın der veya bağlantı iletirdim.

Düşüncelerim,duygularım,içimde tutamadıklarım,hani beni ele verecek,göze sokacak,yere batıracak veya baş üstünde tutacak hemen her şey buralarda.

Merak eden arar,bulur,okur,anlarsa ne alâ,anlamazsa arar sorar,sorarsa cevap alır,almazsa öldüm demektir:)

Anchor,Spotify,Google Podcast’ler,Youtube-Yazdıklarımı okudum
WordPress-Yazdıklarım/Cenk Levin Gürcan

Okumaya hazırlık

Bir kitap alırsın.Tavsiye edilmiştir, yazarını,kapağını,adını,arka kapak yazısını beğenmişsindir,okursun,anlam verirsin,hoşuna gider veya gitmez.Hepsi ne kadar normal ve doğal.

Bir de kitabın yazıldığı dönemi, yazarın ruh halini,yazarkenki amacını,hikayesini,hayatını,yazıldığı dönemin koşullarını,bıraktığı etkiyi, hakkındaki yorumları,yazarın kendi kitabı hakkındaki düşünceleri gibi unsurları araştırıp öğrenerek,bilerek okuduğunda ulaşılabilecek derinliği düşün.

Tüm okumalarda bu unsurların ulaşabildiklerine hakim-vakıf olmaya çalış.

İşte o zaman kitap ve okuma ne kadar değerli,anlamlı ve derinlikli olabilir gör ve şaşır. Bir daha onlarsız okuyamayacağına dair bahse bile gir.

Okumak güzel ve ciddi iş. Hazırlıklı okursan mükemmel sonuç,haz alırsın. Hazırlıksız ayırt edebildiğinle kalırsın.

Okumaya hazırlık

Spiker diyelim

Spikerlerin önemli bir kısmı cümleyi “diyelim” sözcüğüyle bitiriyor.Zaten diyorsun,bir daha diyelim demeye gerek yok.Bir tanıdığım bu spiker sözcüğüne takılır,layıkıyla yapamayanlara spikoş derdi.Konuşmayı beceremeyen,sunum bilmeyenlere spikoş daha çok yakışır.

Spiker

Premier League

Premier League futbolunu izleyenin başka ligi beğenerek izlemesi çok zor.
İngiltere’deki futbol iklimi tüm paydaşların maksimumunu işine yansıtmasını bekliyor ve bunu her paydaş layıkıyla yapıyor.
Maçların ilk dakikasından itibaren azim,mücadele,hırs,performans ortaya konuyor.Öyle idare edeyim anlayışı yok.
İşin ilginç yanı bu durum baskın olarak ada takımlarının kendi aralarındaki maçlarda görülüyor.Başka ülke takımlarıyla oynarlarken durum tam olarak aynı değil.
Temaşa zevki ve kalitenin bu kadar yüksek olduğu bir ortamı görünce bırak Türkiye ligini Almanya,Fransa,İspanya,İtalya liglerini bile izlemek cazip değil.
Hele ki kıyasıya mücadele edenlerin sonunda sahayı terk etmeden birbirini
kutlaması,sohbet etmesi tam bir centilmenlik örneği ve bu sadece İngiliz centilmenliği değil,her milletten sporcu aynı davranış içinde,işte bunu sağlayan İngiltere’deki futbol iklimi,anlayışı,kültürü.
Futbolun NBA’yi Premier League ve onu izlemek gerçekten büyük keyif.

Premier League

Öğretmenler

Değişen koşullara uyum sağlama konusunda öğretmenler öğrencilerin oldukça gerisinde kalmış durumda.
Haklı sebepleri ve istisnaları var,ancak genel olarak görünen bu.
Kendini yenileyemeyen,gençleri anlayamayan öğretmenler ne saygı görüyor ne seviliyor. Birkaç istisna dışında tanıdığım öğretmenlerin genel durumlarına üzüleyim mi,kızayım mı,endişeleneyim mi bilemedim.
Öğretmenine sahip çıkıp onu layık olduğu standartta yaşatamayan,gelişimini sağlayamayan devlet gençliğini uçurum kenarında yürümeye mahkum bırakıyor demektir.
En çok gözetilmesi,en iyi koşulların sağlanması gerekli olanlar ihmal ediliyor.
Sonuçta,geleceğimiz,gençliğimiz yanıyor.
Öğretmenler günü deyip senede bir gün yazıyor,çiziyor,sonrakine kadar unutuyoruz.
Sadece öğretmenlere değil,kendimize yazık ediyoruz.

Öğretmenler