Ülkenin imajı

Ülkenin imajı konusunda millete masal anlatan,gelişmiş ülkelerin bile bizi kıskandığı yalanını yaymaktan çekinmeyen yöneticiler acaba son olup bitenlerden sonra ne düşünüyorlar?

Türkiye,2023’te şiddetli depremle sarsılan,doğal afet sonucu oluşan tabloyu yönetemeyen,insanlarını kurtarmak için yeteri kadar hızlı organize olamayan ve bu nedenle belki de depremin öldürmediği insanları soğuk ve yetersiz kurtarma çalışmaları nedeniyle kaybeden bir ülke olarak anılıyor olmalı.

Yanı sıra,elli bin insanını kaybettiği böyle bir afet sonucu pişkin yöneticilerinin istifa etmeyi akıllarına bile getirmeyip çıkıp helallik istemekten çekinmediği bir ülke olarak anılıyor olmalı.Öyle ya,elli bin insan da ölmüş olsa o koltuklar bırakılamaz,bırakılmamalı.

Gelişmiş ülke yöneticileri bizim yöneticileri kıskanıyor olabilir gerçekten. Bu kadar yanlış yapıp,çağdışı olup buna rağmen halen seçilebildikleri için keşke diyorlardır biz de bu şansa sahip olsak. Bunu da bizimkilerle görüşürken dile getiriyorlarsa al sana bizi kıskanıyorlar masalı,detaya gerek var mı? Kıskanıyorlar mı, kıskanıyorlar. Yemin etsen başın ağrımaz.

Doğa ile…

Doğa ile mücadele eden,iyi geçinmeyen, ona meydan okuyan insanın kaliteli yaşam sürme ve ona karşı kazanma şansı yok. Doğa,insana karşı çok hoşgörülü. Hemen yanıt vermiyor,ceza kesmiyorsa bundan. Bunu yanlış anlayan ise insan.

Dere yatağına inşaat yapıp suyun akışını engeller,karşı gelirsen;fay hattına yerleşim yeri yapıp doğaya meydan okursan;ağacı,yeşili korumayıp yaşam olanağı vermezsen;göz görmeyince gönül katlanır misali ozon tabakası delinmesini dert etmeyip kışkırtıcı faaliyetlere devam edersen…Örnekler arttırılabilir.

Sonuç,yağmurda sel,depremde yıkım, kuraklık,artan sıcaklık,değişen mevsimler ve en nihayetinde sadece kalitesiz bir yaşam değil;kayıplar, zorluklar,ölümler…

Doğa ile dost ol insanoğlu. Neye meydan okuyacağına doğru karar ver. Doğaya değil,doğayı yok edene meydan oku ki yaşadığını anla,geleceğini kurtar,neslini sürdür.

Yerleşik yabancı

Antalya’da manzara.
Para gelsin diye sınırsız,sorgusuz,sualsiz kabul edilen başka ülke vatandaşları yüzünden kendi vatandaşlarımız oturacak ev bulamıyor.
Geçim zorluğuna gark edilen vatandaşlar bırakın konut almayı,et almakta zorlanırken, fırsatçılıkla elindekini yabancıya satanlar yüzünden yerleşik yabancı doldu Antalya.
Bir süre sonra,çoğalan yabancı nüfusun sadece şehre değil,hayata karışması sonucu,bu güzel şehir elden tamamiyle çıkarsa,şaşırmayın, ağzınızı havaya açıp bakmayın sonra.
Yabancı okullar,yabancı marketler, yabancı plaka araçlar,yabancı adına kayıtlı tapular sırasını yabancı belediye başkanlarına bırakacak diye konuşanlar var aramızda.
Savaşmadan,önce konutun,sonra ülkenin anahtarını teslim edenler kimsenin yüzüne bakamaz,demedi demeyin,varsa aklınızı başınıza toplayın,parayla satılmayan değerlerinize sahip çıkın, kaldıysa.

NFT giriş

Çiçek kafalı,tek gözlü,kravatlı,apoletli, merdivenli bu yaşam figürü,kızımın elinden çıktı;gönlümü çaldı,rengine de tav oldum,şekline de.Başım gözüm üstüne,alıyorum;izinle,rızayla,adımı veriyorum,ona Levin diyor,NFT koleksiyonun giriş figürü olarak kullanıyorum,dahası var, yakında…

https://opensea.io/assets/ethereum/0x495f947276749ce646f68ac8c248420045cb7b5e/109712035734820785970614769374626614412462233426725648176938524409796910645249

Yazmanın amacı

Birçok kişi blog yazıyor ve bloğun nasıl daha yaygın izlenir, okuyucusunu arttırır hale gelebileceğine dair bir sürü tavsiyeler duymak,okumak mümkün.

Doğrusu,kendi adıma gerek sık ve düzenli kullandığım sosyal medya alanlarında gerekse açtığım bloglarda, podcast’lerde daha çok kendim için yaşama bir not düşmek,sonrasında bunları hayatımda tutmak arzusunda olduğum kısıtlı bir grup ile paylaşmak amacım ve tercihim.

Öyle çok kişi okusun,izlesin diye bir hedefim yok,hatta tam tersi kısıtlama getirme olanağı olan platformda bunu da yapmayı tercih ediyorum. Gerçekte hayatımda olmayan,yüzyüze gelsem tanıyamayacağım kişilere açık olmamayı tercih ediyorum.

Dolayısıyla,yazılarımı,paylaşımlarımı, çevre genişletmek,daha çok kişiye ulaşmak,beğenilmek v.b amaçlarla yapmıyorum. Amacı bu olup ta yapanlara karşı bir görüşüm yok,ancak benim için durum o değil.

Duygu ve düşüncelerimi bu yolla dışa vurmak, kalıcı bir kayıt oluşturmak, izlencesini yaratmak, değişimleri, gelişimleri,farklılaşmaları izleyebilecek kadar biriktirmek ve bunları yakın çevreyle paylaşabiliyor olmak yetiyor.

Tutku ve mutluluk

Yaşama dair tutkuyla istenen pek çok şey gerçekleşmeyebiliyor.Böyle durumlarda karalar bağlamak veya inatlaşmak yerine,tutkuları dizginlemeye çalışmak daha doğru.Tutkuyla istenen şeyi unutmalı,mümkünse yok gibi davranmalı,yaşamı sürdürmeye devam etmeli. Kendi kendimizi kontrol edemediğimiz durumlarda yaşama yenik düşmek kuvvetle muhtemel.Diğer türlü zaman kazanmak, oyalanmak,avunmak ve hatta başka mutluluk unsurları bulmak,geliştirmek mümkün.
Denilebilir ki,tutkusuz başarılı olmak zor. O da doğru,ancak başarının ne pahasına edinildiği önemli.Benim tercihim hep daha kolay mutlu olmanın yollarını aramaktan ve onu başarmaya çalışmaktan yana.Bu kolaycılık değil,mutluluğa tutkulu olmak.

Demli çay

Keşke her şey o kadar kolay olsa.
Kalabalık,öfkeli ve yastayız.
Dostlar demlesin çayı,hazırlasın azığı.
Hayat devam ediyor,çare yok,böyle.
Acı,belki bir demli çayla yatışır.
Bilen bilir,zor günlerde insan insana yakışır.

Şarlatan

Acıları yaşıyoruz,üzülüyor,ağlıyor, kahroluyoruz.
Sonra,biraz zaman geçiyor,harala,gürele, güncele karışıyoruz.
Ona,buna,ilgisiz şeylere gülüyor,hatta eğleniyoruz.
İşte tam da o anda acının kaynağını hatırlayınca…
Utanıyorsak,insanız.
Utanmıyorsak,şarlatan.

Orospuluğun kitabı

Sonunda biri çıkacak,bunun kitabını yazacak diye bekliyordum. Popülasyonu bu kadar yüksek bir konuda farkındalık şart.Tanıtım yazısında değinildiği gibi bir erkeğin yazması beni şaşırtmazdı. Kavram feminen bulunsa da erkeklerin bunu da kadınlara bırakmaması sürpriz değil. Şaşırtan,konuya hakim olduğu bilinenler,yaşam tarzı olarak kabullenenler durmaksızın icraata devam ederken,girişimin tanımadığım bu yazardan gelmiş olması.