
Çocukluk ve gençliklerini ülkenin yokluk dönemlerinde ve çoğunlukla her açıdan savaş ortamlarında geçirmiş ninelerimi, dedelerimi hatırlarım,tabaklarını ekmekle sıyırır,şakasını yaparlardı,o kadar temiz ki artık tabağı yıkamaya gerek yok direkt rafa kaldırın diye.
Biz onları görerek hep dikkat ettik. Tabağımıza konan yemekleri bitirmeye, ziyan etmemeye özen gösterdik.Onlar gibi ekmekle sıyırıp tertemiz yapmadık belki biraz da ayıp karşılanır kaygısıyla.Tutumluluğun,ziyan etmeme özeninin nesi ayıpsa?… Ne de olsa tabağında bırakılan yemeğin ardından ağlayacağına inandırılmış bireylerdik.
Şimdilerde bırakın çocukları,yetişkinliğe yüz tutmuş gençlerin tabakta bıraktıklarını gördükçe onunla bir insan doyar diye düşünüyor,bazen bunu dillendiriyor ve çoğunlukla alaya alınarak cezalandırılıyoruz.Tabaktaki yemeğin kalan iki üç kaşığını bitirmeyi zul gören,bir bardak suyu dibine kadar içmeyip yarım yudum bırakmayı alışkanlık haline getiren bu neslin ettiklerini bulduğunu görecek kadar yaşamayız umarım.
Biz görmeden göçüp gitsek de unutulmasın ki Allahın sopası yok.
